8 Mayıs 2014 Perşembe

Eler Miyiz?


Zorlu geçen sezonun sonunda rakibimiz Anadolu Efes oldu. Seri 3 maç üzerinden oynanacak, yani 2 maç kazanan üst tura çıkacak. Seri daha uzun olsaydı bizim için daha avantajlı olurdu diye düşünüyorum. Anadolu Efes bıkkın, Anadolu Efes yorgun, mutsuz, umutsuz. Şampiyon olamayacaklarını biliyorlar, ceplerinde Euroleague bileti de var. Bütün klüp oturmuş bir kurtarıcı olur mu acaba diye gelecek sezon takımın başına geçecek olan Ivkovic’i bekliyor. Bu arada Cedi Osman’a ve Deniz Kılıçlı’ya şans verip tecrübelenmelerini sağlamaya çalışıyorlar.

Bizim tarafa bakarsak sezonun ikinci yarısı inişli çıkışlı bir grafik sergiledik. Türkiye Kupası’nı kazandıktan sonra biraz sallandık ki bu çok olağan. Final giden yolda önümüzde Anadolu Efes ve Fenerbahçe Ulker var. Eğer finale kalırsak ve rakibimiz Galatasaray Liv Hospital olursa, finalde elensek dahi kendimizi bir anda Euroleague ön elemesinde bulma ihtimalimiz var.

Bu iki rakibi geçebilir miyiz? Kesinlikle evet. Anadolu Efes tam olarak geçen seneki Fenerbahçe Ülker. Acilen tatile çıkmalıyız diye düşünüyorlar. Ustelik takımın bir numaralı ateşleyicisi Kerem Gönlüm sakatlıktan bu seride dönebilecek mi belli değil, dönerse ne durumda olacağı belli değil. Ikinci ateşleyici Doğuş sakatlıktan yeni döndü ve maskeyle oynuyor.

Oyun mantelitemiz birbirine benziyor, düşük tempolu oynayan, topun kıymetini bilen iki takım karşı karşıya gelecek.

Kesinlikle daha fazla isteyen taraf biziz ve yine bizim kapanmamış hesaplarımız var. Ufuk Sarıca, Esteban Batista bu hesapları bir Türkiye Kupası’yla kapattı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Efes tatile gidecek, biz yolumuza devam edeceğiz.

YOLUN SONU EUROLEAGUE! SALDIR KARŞIYAKA!

7 Mayıs 2014 Çarşamba

Pınar Karşıyaka Değerlendirmesi


Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim. Pınar Karşıyaka tam bir koç takımı. Geçtiğimiz yılki kadrosundan genç oyuncular hariç sadece Bobby Dixon, Jon Diebler ve Soner Şentürk’ü kadrolarında tuttular ya da tutabildiler. Yepyeni bir kadroyu aynı anlayışla sahaya sürüldü ve beklenen başarı sağlandı.

Sezon başlamadan önce hedef Türkiye Ligi’nde yarı final, Türkiye Kupası’nda gidilebilecek yere kadar gitmek ve Euro Cup’ta tur atlamaktı. Şu ana kadar bakıldığında Euro Cup hedefi tuttu, ve Karşıyaka tarihinde ilk defa Türkiye Kupası kazanıldı. Pınar Karşıyaka ilk turda elense dahi tarihine unutulmaz bir sezon ekledi; ancak Ufuk Sarıca ve ekibinin hedefleri büyük.

Pınar Karşıyaka sezon ortasında Amerikalısı Leo Lyons’ı gönderip yerine bir süre gecikmesine rağmen Jawad Williams’ı aldı. Bu hamle daha önce yapılsaydı belki Euro Cup macerası biraz daha uzun sürebilirdi.

Oyuncu kadrosunu tek tek incelersek:

Bobby Dixon:
Yukarıda da belirttiğim gibi takımdaki ikinci sezonu. Ufuk Sarıca ile aralarında özel bir bağ var. Hatta “Koç kendini git şu duvara vur derserse düşünmeden yaparım” diyecek kadar koçuna saygı duyuyor ve güveniyor. Geçen sezonla kıyasladığımızda yüzdeleri biraz daha düşmüş durumda. Yine de maç başına 14 sayı ile ligde 13. Sırada ve maç başına 4,7 asist ile ligde 11. Sırada. Geçtiğimiz yıl bu istatistiklerde 8. ve 5. Olmuştu.
Dixon maçın içindeyse daha yüzdeli şut atıyor, bazen biraz daha umursamaz oluyor, o zaman hem daha az şut kullanıyor hem de yüzdesi düşüyor. Attığı üç sayılık atış sayısi ile yüzdesini karşılaştırınca bu zaten görülüyor. Çok üç sayılık atış kullandığı maçlarda daha yüzdeli atıyor. Playofflar çocuklarla adamların ayrıldığı yerler olarak bilinir. Geçen sene oynanan playofflarda da çok iyiydi, yine takımını sırtlayacaktır. Sıkıntısı fazla dinlenme şansı bulamıyor, sebebi aşağıdaki iki oyuncuda.
bobby3sayi

Yunus Emre Sonsırma ve Soner Şentürk:
Bu iki oyuncunun amacı Dixon’ın dinlendiği dönemlerde oyuna girmek ve bazen de Dixon ile birlikte oynayıp Dixon’ın yerine top getirerek yıpranmasını azaltmak. Iki oyuncunun da ciddi eksikleri var.
Soner’in şutu yok, şutu yok derken bir oyun kurucu olarak %53,5 ile serbest atış kullanıyor. Ayakları çok çabuk; ancak bunu sadece savunmada avantaja çevirebiliyor. Geçtiğimiz yıl Aminu ile güzel ikili oyunlar oynayarak ona pozisyonlar yaratabiliyordu, ancak şu anda hızli ayaklı bir uzunla oynamadığı için hücumda riske edilen adam konumunda oluyor. Bu da hücum ritmini ciddi aksatıyor. Şut verimliliği %39,7
Yunus Emre ise genç bir oyuncu olmanın zorluklarını yaşıyor. Gözü sürekli kenarda, Ufuk Sarıca onu pozisyon bulunca şut atması gerektiğine ikna etmekte zorlanıyor. Ikna edebildiği zaman ise bir sonraki pozisyon oluyor ve kimi zaman biraz zorlama bir şut izliyoruz. Zamanla gelişecektir.
Iki oyuncu Dixon’a sadece 8 dakika dinlenme süresi sağlayabiliyor; ama özellikle önemli maçlarda Dixon neredeyse hiç çıkmadan oynuyor.
soner_yunus_bobby
Can Altıntığ:
Oyuncunun sahada olduğu sürede takıma kattıkları istatistiklerden daha fazlası. Topu getirebiliyor, hızlı hücum bitirebiliyor ve en önemlisi doğru kararlar alabiliyor. O sahadayken Dixon daha rahat hücum ediyor. Top kullanmaktan da çekinmeyen oyuncu şut verimliliğinde uzunlar ve Diebler’ın hemen arkasında. Playofflarda da takıma katkısı büyük olacaktır.

Jon Diebler:
Bu sezon tam tabiriyle “insan değil”. Öncelikle olağanüstü bir kondüsyonu var. 3 uzatmaya giden Royal Halı Gaziantep Basket maçında 51 dakika sahada kaldı. Sürekli konsantre, savunmada koçun kendisinden ne istediğini çok iyi anlamış durumda. Bütün sezon düşüş yaşamadı. %47,7 ile üç sayılık atış yüzdesi muazzam. O kadar formda ki her yerden atıyor:



Maç başına ortalama 6 üç sayılık atış deniyor ve bunların tümünü set hücumları üzerinden gerçekleştiriyor. Oyunu hiç zorlamadığı için bulduğu atış sayısı ile yüzdesi arasında bir bağlantı yok. Aşağıdaki grafikte kullandığı atış sayısı ile üç sayılık atış yüzdesi karşılaştırmasını görebilirsiniz.
diebler3sayi
Inanç Koç:
Takımın abisi, kaptan kontenjanından süre buluyor. Burada bir kupa kaldırmak istiyordu ve hedefine ulaştı. Diebler’ın dinlendiği sürelerde tecrübesiyle akılcı fauller yaparak tempoyu ayarlayarak rakibin hamle yapmasını engelliyor.
Dış oyuncuları incelemeyi bitirdik. Uzunlara geçmeden önce takımın iç dış dengesine bir göz atalım. Pınar Karşıyaka'da top kullanımında inanılmaz bir iç dış dengesi var. Iç ve dış oyuncuların top kullanma yüzdeleri %50 - %50. Dış oyuncuların dağılımı şu şekilde:


Ekran Resmi 2014-05-07 12.52.15




Jawad Williams: 
Takıma sonradan katıldı, setlere adapte olması zaman aldı. Hala tam olarak setlerde ne yapacağını bilemiyor. O yüzden o oyundayken izolasyon oynayabileceği setlerin içerisinde yer alması sağlanıyor. Potaya giden bir dört numara değil orta mesafeden geriye çekilere şut atıyor ve pozisyon geldiğinde de üç sayılık atış kullanmaktan çekinmiyor. Çok yüzdeli değil; ama sonuçta uzun rotasyonunda olması gereken bir isim.

Barış Hersek:
Çalışarak neler yapılabileceğinin ispatı. Son dönemde üç sayı yüzdesi biraz düşse de üzerine çizilen Batista ile paslaşıp potaya gittiği setlerle daha kolay atışlar bulabilir hale geldi. Bir uzun için yeterince ribaund alabilir durumda değil. Savunmada ayakları yavaş olmasına rağmen oyun zekasıyla her yere yetişmeye çalışıyor.

Esteban Batista:
Pınar Karşıyaka için tam bir piyango. Bu kariyerde bu fiyatlarda bir oyuncunun yeşil kırmızılı formayı giymesi büyük bir olay. Isini yapabiliyor olmayı seviyor. Geçtiğimiz iki yılda bulamadığı dakikaların acısını çıkarıyor. 16,2 sayı ile bu kategoride ligde 4. sırada. Maç başına aldığı 8,7 ribaund ile de ligde ikinci. Hücum verimliliği istatistiğinde takımın en iyisi. Hem kuvvetli hem de ortalama bir ayak çabukluğuna sahip olduğu için savunulması çok zor. Ribaund sezgisi çok yüksek. EuroCup ikinci turunda en değerli oyuncu oldu, esasında ayakta kalan tek oyuncu da oydu. Çok top kullandığı için top kaybı sayısı biraz yüksek. Ligin en çok top kaybeden 9. oyuncusu. Dinlenebilmesi Mutlu Demir’in performansına bağlı.

Mutlu Demir:
Esasında çok yetenekli; ancak mental olarak sorunlar yaşıyor. Bu kadar iri ve kuvvetli bir adamın biraz daha korkutucu olması gerek. Batista kenardayken aldığı dakikalarda onun yaptığı işin benzerini yapmaya çalışıyor. Ribaund sezgisi zayıf, kolay faul problemine girebiliyor. Hücumda ise ilginç silahları var.
Uzunların top kullanım dağılımı ise şu şekilde:

Ekran Resmi 2014-05-07 12.52.02
Genel olarak takıma bakarsak Ufuk Sarıca’nın takımı olduğunu tekrar vurgulamamız gerekir. Her hücumda, her savunmada imzası var. Oyunculara tek tek ne yapmaları gerektiğini söylüyor. Adeta bir Playstation oyunu gibi bu adamın şutunu riske et, gel hemen ikili sıkıştır, fake atılırsa zıplama gibi her pozisyonu maç içinde tek tek anlatmaya devam ediyor.

Pınar Karşıyaka hızlı hücumdan fazla sayı bulabilen bir takım değil, o yüzden ligin en yavaş hücum eden takımlarından biri. Top kaybı oranı da buna bağlı olarak düşük oluyor. Dixon’ın ve Batista’nın kendi yetenekleriyle çok şut kullanmaları ve sayı bulmaları Pınar Karşıyaka’nın asist oranını da düşük hale getiriyor. Esasında tüm bu veriler Anadolu Efes ile benzerlik gösteriyor.
Ekran Resmi 2014-05-07 12.32.59
Ligde ve kupada yapılan üç maç da çok çekişmeli geçti ve Efes’in bu maçlarda 2-1 üstünlüğü bulunuyor.

2 Mayıs 2014 Cuma

Draft'ın Ballıları


nba-draft-machinejpg-c54cc889285d49e1

Takımlar Playoff yarışından koptuktan sonra Lottery’de şanslarını artırmak adına “tanking” yapıyorlar. Esasında Türkçe’de bunu çok güzel karşılayan bir kelime var: “Yatıyorlar”
Evet bir takım baktı ki Playoff yapamayacak uzun vadede başarılı olmak adına rakiplerine “yatıyor” çünkü en az galibiyet alan takımın draft’ta en yüksekten seçme şansı diğerlerine göre daha yüksek.
Tabii ki iş dönüp dolaşıp şansa kaldığı için siz istediğiniz kadar kötü performans sergileyin günün sonunda çekilen dört topun sizde olan dört top olması gerekiyor. Bazı takımlar elbette ki diğerlerinden daha “ballı”. Bu yazıda tarihteki ilginç Lottery sonuçlarına ve takımların kaçar kez kazandıklarına ve ilginç istastisklere göz atacağız.
Öncelikle sistemi tekrar edelim.  14 adet pinpon topu ile çekiliş yapılıyor. Bir nevi Sayısal Loto olarak düşünebilirsiniz. 14 toptan 4 tanesi sırasına bakılmaksızın çekiliyor. Daha önceden oluşabilecek tüm 1001 – bir tanesi hariç – olasılık takımlara oranları ölçüsünde dağıtılıyor. Yani Bucks’ın elinde 250 bilet olacak, 76ers elinde  199 bilet olacak vs.
Ekran Resmi 2014-05-02 14.47.44
Gördüğünüz gibi Suns elindeki 5 biletle yeterince şanslıysa birinci sıradan seçebilir. Yok olmaz öyle şey mi dediniz? Gelin geçmişteki şanslı kuralara bakalım.
Ilk modern Lottery sisteminde 11 takım çekilişe katılıyordu ve toplam 66 top vardı. Bir sene önce Playoff’’u ucundan kaçıran Orlando Magic %1,52 ihtimali olmasına rağmen ilk sırada seçme hakkını kazandı ve Chris Webber’i birinci sıradan seçti. Sonra şansına çok güvenip onu Hardaway ve yeni 3 tane birinci tur draft hakkı karşılığında yolladı. Bunun üzerine NBA yönetimi en iyi durumdaki takımın kazanma şansını %1,52’den %0,5’e düşürdü.
Ikinci en şanslı kura ise Bulls’a vurdu hem de yakın tarihte.  2008 yılında %1,7 ihtimal varken birinci sırayı buldular ve Derrick Rose’un üzerine atladılar. Sonrasını zaten biliyorsunuz.
Bir diğer şanslı takım ise 2011’deki Clippers, belki de Cavaliers demeliyiz. Clippers %2,8 ihtimalle birinci sırayı kazandı; ama draft haklarını Cavaliers’e verdiği için Kyrie Irving halen Cavaliers forması giyiyor
Clippers ve şans demişken: Clippers Lottery’I 4 defa kazanarak bu alandaki en şanslı takım, onları 3 kere ile Magic izliyor.
Birkaç ilginç istatistik daha ekleyelim: Örneğin 1990’dan beri – yani modern Lottery dediğimiz dönemden beri – en kötü 4. dereceye sahip takım hiçbir zaman birinci sıradan seçim yapamadı.
Bunun tam zıddı durum ise ligde en kötü 5. ve 3. dereceye sahip olan takımların durumu. Bu sıralarda yer alan takımlar tam 5’er kez birinci sıradan seçme şansına sahip olmuş. Bu da en yüksek sayı.
En kötü dereceye sahip takımlar ise sadece 3 kere birinci sıradan draft hakkı kazanbilmişler. Bunlardan birinde Lebron James’in seçildiği notunu da ekleyeyim.
Velhasıl özellikle bu seneki gibi bir draft sınıfında bakalım kimler şanslı olacak, kimler beklediklerini alamayacaklar. NBA’in geleceği açısından bu seneki draft çok önemli.

1 Mayıs 2014 Perşembe

Yabanci Sinirlamasi


Ulkemizde son donemde sıkça konu edilen yabancı sınırlaması muhtemelen klüplerin arzusuyla biraz daha gevşeyecek. Şu anda takımlar 12 kişilik kadrolarında 5 yabancı bulundurabiliyorlar ve bunların 3 tanesi aynı anda saha içerisinde oluyor. Yani 2 Türk kabul edilen oyuncu aynı anda sahada oluyor. Türk kabul edilen diyorum çünkü zamanında bol keseden dağıtılan Türk pasaportları sonucu çok sayıda takımda sonradan Türk olmuş oyuncular var.

Dünya liglerindeki yabancı sınırlamalarına bir göz atalım.

Yunanistan:

Her takımın 6 yabancı hakkı var. Bu 6 yabancı hakkından en az 3 tanesi AB pasaportu taşıyan oyuncular olmak zorunda. Yani 6 Amerikalı getirmeniz mümkün değil iken 6 AB pasaportluyla oynayabilirsiniz.

Ligin ilk yarısında 3 ikinci yarısında – playoffa kadar – 2 oyuncunun kontratını fesh edip yeni oyuncu alabiliyorlar. Sakatlık gibi olağandışı durumlar için ekstra bir rahatlık sağlamıyorlar.

Litvanya:

Litvanya’da sahada aynı anda 5 yabancı oyuncu mücadele edebiliyor. Kadroda bulundurmak istedikleri 6. yabancı için federasyona 15.000 Euro ödüyorlar ancak sahaya yine 5 yabancı ile çıkabiliyorlar. 15 Mart’a kadar istedikleri kadar oyuncu gönderip yenisini alabiliyorlar.

Rusya:

Rusya’da kadroda 6 Rus ve 6 yabancı oyuncu bulundurulmak zorunda. Sahada bizdeki gibi aynı anda 2 Rus oyuncu oynamak zorunda. Bu sezona kadar bu kural böyle gelmiş iken gelecek seondan itibaren sahada 2  Rus oyuncu kuralı ortadan kalkıyor.

Almanya:

Sahaya 10 oyuncu ile çıkan bir takım 4, 11 oyuncu ile çıkan 5, 12 oyuncu ile çıkan bir takım 6 Alman oyuncu benchte bulundurmak zorunda. Sahada aynı anda bulunan oyuncu sayısında herhangi bir kısıtlama bulunmuyor. Alman 2. Ligi’nde sahada aynı anda 2 Alman, 3. Ligi’nde ise aynı anda sahada 3 Alman bulundurmak zorunluluğu var.

Italya:

Italya bir Akdeniz ülkesi olmasının alışkanlığı ile işleri çooook karıştırmış. Ben inceledim araştırdım; size de yazacağım; ama yerinizde olsam fazla kafa yormam.  Öncelikle federasyonun Italyan dediği oyuncuların Italyan olma zorunluluğu yok, Italya’da doğma zorunluluğu da yok, sadece Italya genç takımlarında oynadılarsa Italyan kabul ediliyorlar.

Sezon başında sahaya 10 veya 12 kişi çıkma seçiminizi yapıyorsunuz. Sahaya 10 kişi çıkmaya karar verirseniz Avrupa Birliği içi veya dışı 5 yabancı 5 “Italyan” ile oynamak zorundasınız. Eğer 12 kişi çıkmaya karar verirseniz 5 Italyan 4 AB üyesi ülke 3 AB dışından yabancı ile oynayabilirsiniz.

Basketbol profesyonel bir spor olduğu için AB dışından gelen oyuncular çalışma iznine bağlı ve her klübe 5 adet çalışma izni hakkı veriyorlar. Yani 5+5’I seçip bütün oyuncularınızı Amerikalı seçerseniz ve bir tanesi sakatlanırsa veya memnun kalmazsanız onu gönderip yeni bir Amerikalı alamiyorsunuz. Ayrıca sezon başında karar verdiğiniz 5+5 veya 3+4+5’I sezon içerisinde tek seferliğine değiştirme hakkınız da bulunuyor. Ancak bu kararınızdan geri dönüşünüz yok .

Ispanya:

2011 yazına kadar 11 kişi ile çıkan takımlar için 4 12 kişi çıkan takımlar için 5 Isyapnyol oyuncu zorunluluğu vardı. AB içerisinden sınırsız, AB dışından ise yalnızca 2 oyuncu kadroda bulunabiliyordu.

Avrupa Komisyonu bunun AB dışındaki oyuncular için ayrımcılık olduğuna karar verince Ispanya “Ispanyol” oyuncu kuralını 20 yaşında önce 3 sene Ispanyol takımlarında oynamış oyuncu olarak esnetti. Yani AB dışından bir oyuncu 17-20 yaş arasında Ispanya’da oynamış ise “Ispanyol” statüsü ile ligde mücadele edebiliyor.

Israil:

12 kişilik kadroda 6 Israilli ve 6 yabancı – AB içi veya dışı fark etmez – bulunabiliyor. Yine Türkiye’deki gibi sahada Israil vatandaşı 2 oyuncu bulundurma zorunluluğu var.