30 Ekim 2013 Çarşamba

Savunma Yapmadan Olmaz

Merhaba,

Bugün birinci derse geri döndük ve tekrar gördük ki; savunma yapmadan olmaz. Nitekim olmadi da.

Macta sadece ikinci çeyreğin başında ve dördüncü çeyrekte düzgün savunma yaptık o yüzden maçın kopması çok uzun sürdü. Maçın bu kadar zor kopmasının sonucunda da 3 oyuncumuz 30 dakikadan fazla süre almak durumunda kaldı. Özellikle ilk yarı rakibiyle çarpışıp dizinden sakatlanan ve basarken bile zorlanan Dixon toplamda sadece 6 dakika kenarda oturabildi.

Dixon'a ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Muhtemelen bugünkü oyunu ile Eurocup'ta haftanın MVP'si ödülünün sahibi olacak. 24 sayı 6 ribaund 7 asist ve 2 top çalma ile oynadı. Onun oyunda olmadığı bölümde Yunus ve Soner birlikte oynadı. Koç bu şekilde en azından top kaybı yapmadan bu bölümleri geçmek istedi. Yine de Dixon sakat haliyle çok az dinlenme fırsatı bulabildi.


Bugünün olumlu bir başka yanı da inanmayacaksınız ama Leo Lyons oldu. Diğer maçlara göre biraz epey daha konsantreydi. Gerçi doğrusunu söylemek gerekirse bu konsantrasyon daha ziyade hücum tarafındaydı. Ufuk Sarıca'nın bol adam değişmeli ve eşleşmeli alan savunmasına hala adapte olabilmiş değil. Bu savunmada bir kişi ne yapacağını bilmez ise anında bir kişi bomboş kalıyor. Maç içinde bunu birçok kez yaşadık. Rakip bir çoğu boş üçlüklerde 21'de 4 isabet bulunca maçta hakimiyet kuramadı.

Haftasonu oynanan Efes maçı özellikle Ufuk Sarıca ve Batista üzerinde derin bir iz bırakmış. Koç her zamankinden daha gergindi. Batista'da da ciddi bir konsantrasyon problemi vardı. Zaten ilk yarı bitmeden biri hücum olmak üzere 3 saçma faul yaparak kendini kenara aldı. Attığı 12 sayının 8'i de maç koptuktan sonraki bölümde geldi.

Inanç maçın içinde yine hiç yoktu.7 dakika oyunda kaldı ve oyunun iki tarafında da hiçbir varlık gösteremedi. Onun bu silikliği Diebler'ın dakikalarının aşırı artmasına sebep oluyor ki şutör oyuncunun dakikasının artması yüzdesinin düşmesine sebebiyet verebilir. Diebler'ın diri kalması için ya Inanç kendini toparlayacak ya o dakikaların 5-6 dakikası Kentli'ye gelecek ya da takviye yapılacak. Bunlar içinde en olası olan Kentli'nin 5-6 dakika alması olacaktır. Aşağıda Diebler'ın isabetli bir üçlüğünün fotoğrafını görebilirsiniz.



Takımımız adına sevindirici olan nokta ise bir türlü kopmayan ve sık sık geri dönüşler yaşanan bir maçı kazanmış olmamız. Efes maçı gibi hem mental hem fiziksel açıdan çok yorucu olan bir maçtan 72 saat sonra böyle bir maçi hem de 15 sayı farkla kazanmış olmak iyi haber. Grupta 3'te 3 yapan tek takım olmak da başka bir iyi haber.


Sırada Beşiktaş maçı var. Cumartesi 14:00 gibi erken bir saatte olmasına rağmen tribün desteğiyle Beşiktaş'ı geçeceğimiz düşünüyorum. 

20 Ekim 2013 Pazar

Tek Devrelik Maç

Merhaba,

Öncelikle OHA! Bir devrede 57 atılır mı? Bundan daha önemli soru şu: Bir devrede 57 sayı yenir mi? Millet bunu bir maçta yemiyor yerine göre.

Mersin savunma yapmayi bilmiyor, savunma yapmak istemiyor. Kafalarındaki tek şey topu alıp karşı potaya atmak. Onun için de çok ciddi bir organizasyonları olduğu söylenemez.

Ilk ceyrekte attığımız 26 sayının 11'ini Can Altıntığ 8'ini Diebler attı. Dış hücumlarda ne rakibe ne de topa baskı yapabildi Mersin haliyle çok rahat şutlar bulduk.

Ikinci çeyrekte sonunda rakibin guardı tamamen düştü ve bu çeyrekte tam 31 sayı attık. Iyi de savunma yapınca maç ilk yarıdan bitmiş oldu.

Ilk yarıda topu iyi paylaştık ve iyi sayılabilecek bir savunma yaptık. Eksik taraflara gelince Batista henüz hazır değil. Maç eksiği çok belli oluyor o yüzden nereden ne hücum edeceği çok öngörülebilir durumda. Yediği bloklar top kayıplarına yazılmıyor ama yanlış saymadıysam dün üç tane blok yedi. Blok yemek takdir edersiniz ki kaçan hücuma göre epey daha kötü bir durum. Rakibe hızlı hücum şansı veriyor. Çok zorlamamasında fayda var ama zamanla bizim için çok yararlı bir oyuncu olacaktır. Çok iyi bir ribaund sezgisi var ki zaten dün 9 ribaund aldı. Son olarak şunu eklemek isterim ki elleri de fırıncı küreği gibi, basketbol topuna voleybol topu muamelesi yapıyor :)

Ikinci yarıda oyun disiplininden kopmadan mücadele etmeye devam etmemiz büyük artı. Mersin'in kafasında acaba geri gelebilir miyiz gibi bir soru hiç oluşmadı. Kaybedeceklerinden emin bir şekilde tüm maçı oynadılar.

Diğer oyunculara gelince:

Dixon pek bir şey yapmadı diye düşünüyordum ama maçın sonunda kafamı kaldırdığımda 16 sayı attığını gördüm. Kendisi için yapılan perdelemeler geçen seneki kadar etkili olmadığı için içeriye dalamıyor ve çok az sayıda 2 sayılık atış kullanıyor. Ligdeki iki maçta 1 tane iki sayılık atış kullandi.

Mutlu bu maçta fazla konsantre değildi. Hem savunmada hem hücumda aksadı; ama dakika aldığı zaman dilimi çoğunlukla maç koptuktan sonraydı, düşük konsantrasyonu buna bağlayabiliriz.

Yunus Emre ve Soner aynı anda oynadıklarında takım olarak hiçbir şey üretemiyoruz, zaten üretmemize ihtiyaç olmayan zamanlarda birlikte oynuyorlar :) Soner'deki en büyük gelişim gaza gelmemesi. Hızlı hücumlarda deli gibi potaya gidip hiçbir şeye değmeyen turnikeler atmaya çalışmıyor. Büyük ilerleme. Yunus'un potaya gitme yeteneği var; ancak ne zaman kendisi bitirmeli ne zaman pas vermeli onu kafasında oturtmak için zamana ihtiyacı var.

Inanç artık oyunun içinde, form tutması zaman alacaktır; ama sezon başındaki facia durumundan yavaş yavaş uzaklaşıyor.

Barış ne olursa olsun sürekli işini yapmakla meşgul. Arada savunmada dalıp adamını kaçırıp fırçayı yiyor ama olacak o kadar :) Dün de sakin sakin işini yaptı, atması gereken şutları attı. En büyük artısı zorlamıyor, yeteneklerinin bilincinde ve onları en üst düzeyde kullanmaya çalışıyor.

Son olarak Leo! Yeni yeni fark ediyorum, esasında bu adamın acayip bir sıçrama yeteneği var; ama fiziksel teması o kadar sevmiyor ki, smaç vururken potaya değmekten korkuyor sanırım :) Post oyunu topu sırtı dönük olarak alıp pivot ayağı etrafında bir iki tur atıp kendi ekseni etrafında dönerek geri doğru sıçrayıp şut atmaktan ibaret. Kah giriyor kah girmiyor bu toplar. Ayrıca kendisine sorsak sen her maç 20 sayı atacaksın ama play off bile göremeyecek Pınar Karşıyaka ne dersin diye;  çok da umrumdaydı ben 20 sayıma bakarım diye cevap verir. Ben size Ilkan'a benziyor diyeyim siz anlayın :) Gerçi henüz bizim takımdakilerin elinden ribaund kapmaya çalıştığını görmedim :)

Ha bu arada Egemen Güven girdi ve blogunu yaptı. Aferin sana çocuk! Mert Celep de üzerindeki şaşkınlığı yavaş yavaş atıyor. Çalban ile Egemen arasında bir yeteneği var.

Genel olarak iyi bir hazırlık maçı oldu diyebiliriz. Esas maçlar şimdi başlıyor. Eurocup ve Efes maçlarında istediğimizi alırsak camia olarak havaya gireriz. SALDIR KARŞIYAKA!


12 Ekim 2013 Cumartesi

İzlenmemiş Maçın Yazısı

Merhaba,

Yayıncı kuruluşun yayın politikası gereği yine Pınar Karşıyaka'yı izleyemediğimiz bir maçın ardından yorumlarımızı yapalım.

Maçi TBF'nin sitesindeki istatistik bölümünden canlı olarak takip ettim. Bir ara Dixon'in 6'da 6 üçlüğüyle acaba bozuldu mu diye kendi kendime sormadım değil. Dixon maçı 8/11 üçlük isabetiyle 24 sayıyla bitirdi. Hiç ikilik ve faul atışı kullanmadı. Çok ilginç bir istatistik.

Zaten takım olarak da ikilik denemesinden daha çok üçlük denedik ve sadece 2 oyuncumuz faul çizgisine gitti.

Maçı özetlemek gerekirse ilk çeyrekte arayı açtık sonra da farkı koruyup son çeyrekte maçı kopardık. Benim adıma maçın en ilginç istatistiği 3/4 üçlük 3/4 ikilik isabetiyle 15 sayı atan Soner oldu. Keşke gözlerimizle görebilseydik bu olağanüstü performansı.

Merak ettiğimiz isimlerden Leo her ne kadar maçı 16 sayıyla bitirmiş olsa da sayılarının çok büyük bölümünü maç koptuktan sonra attı. 2/7 üçlük oranı da biraz can sıkıcı.

Batista da henüz ritmini tam bulabilmiş değil. 5 top kaybı yaptı, ancak 4 asist çok iyi istatistik.

Can Altıntığ 14:35 dakikada 3 sayı 2 top kaybı ile oynadı, bunun sebebi çok yüksek ihtimalle dış atışı riske eden Olin'in kimseyi içeri sokmamasıdır. Can'dan iyi performans alacağız sezon içinde.

Bu arada hiçbir oyuncumuzun 26 dakikadan fazla süre almaması da bizim için iyi bir haber.

Olin tarafına gelirsek, Doğuş ile flörtleri transferde geç kalmalarına sebep oldu ve düşmemeleri Cem Akdağ mucizesine kalmış görünüyor.

Çarşamba günü maça gidemeyeceğim şehir dışında olduğum için ama takımımızın iyi bir başlangıç yapacağını düşünüyorum.

9 Ekim 2013 Çarşamba

Kupanın Ardından

Merhaba,

Kupada ikinci yıl arka arkaya ilk sekize kaldık. Ustelik bu sene grubumuzu son saniye üçlüğüyle de olsa birinci bitirdik. Her ne kadar çeyrek finallerde seribaşı sistemi olmasa da grubu birinci bitirmek her durumda iyidir.

Federasyona zerre güvenim olmadığından bir şekilde GS, FB, BJK ve Efes'in diğer 4 takımla eşleşeceğini düşünüyorum. Bakalım kısmet.

Son gün Batista'nın sakatlığından dolayı daralan rotasyon, gruptan çıkmanın garantilenmesi ve yorgunluk sebebiyle oyun biraz zora girince işin ucunu bıraktık. Çok da suçlayamıyor insan, sonuçta istenen hedefe ulaşıldı. Trabzonspor ise yeni bir takım olduğu ve bize göre bu turnuvayı daha çok önemsediği için son dakikaya mücadele etti. Onları da tebrik etmek gerekiyor.

Grup maçlarının başında herkesin herkesi yeneceği değil herkesin Antep'i yeneceği grup olur demiştim, sonuç da böyle oldu. Ligi Antep'in 9-13 arasında bitireceğini öngörebiliriz.

Bize gelecek olursak belli ki yine ilk 4 için mücadele edeceğiz. FB ve GS'nin ilk 4'teki yerini garanti görüyorum. Henüz Efes'in kadrosu ve oyun planı oturmuş değil, Kerem Gönlüm'ün de sakatlanıp bizim maça yetişmeyecek olmasıyla belki onlara 3. haftada bir tokat vurabiliriz düşüncesindeyim; ama bunun olması için bizim tarafta işlerin epey yolunda gitmesi gerekiyor.

Ligde ilk 7 hafta çok kritik. Bu 7 haftayı 1 mağlubiyetle kapatabilirsek önümüze epey umut dolu bakabiliriz. Ondan sonra gelen 4 haftanın üçünde Banvit, GS ve FB ile oynuyoruz, oralara iyi girmek önemli.

Velhasıl bu turnuva takımın kazanma alışkanlığı yaratması açısından iyi oldu, ciddi bir hazırlık turnuvası olması dışında bir önemi olduğunu düşünmüyorum. Orta vadede de hem futbolda hem basketbolda kupaların ortadan kalkacağını düşünüyorum.


8 Ekim 2013 Salı

Dixon Mutlu, Biz Mutlu

Merhaba,

Güneşin oğlu Esteban olmadan bir maçı daha kazandık. Ufuk Sarıca'nın planı tıkır tıkır işledi. Hamlemizi baştan yapalım, psikolojik olarak çöküntüde olan Banvit'i ilk çeyrekten yıkalım diye sahaya çıktı ve tam kafasındaki oldu. Ilk çeyrek skoru 30-10 olunca maçı sonuna kadar elimizde tuttuk.

Neyi doğru yaptık, neyi yanlış yaptık konusuna gelince. Leo transferini yanlış yaptık bir onu netleştirelim önce. Gerçi en azından topu da ben getireceğim, kimselere vermem düşüncesinden vazgeçmiş. "Izin veriyor" topu kisalar getiriyor. Lakin arkadaşın kafası hiç çalışmıyor. Oyun zekası negatif seviyede. Hiç olmayacak yerlere hiç olmayacak şekilde giriyor. Tamam giriyor da çıkamıyor. Faul haklarını saçma sapan kullanıyor. Sezonun başlamadan bir değişiklik olabilir mi acaba?

Doğru taraflara gelince ise çok yüksek sayıda doğru şut atıyoruz. Mutlu'nun elinde birkaç tane top patladı; ama olacak o kadar da. Onun dışında doğru yerde tempo yaptık, doğru yerde tempoyu düşürdük. Esasında birkaç tane tam saha baskıda topu anlamsız çabuk kullandık, onlar da girince sıkıntı olmadı. Bu arada tabi ilk yarıda 1/12 üçlük atmasının da faydası olmadı değil.

Tam saha baskı esnasında oyuna giren Yunus Emre'nin saçma top kaybı sonrası kenara gelmesi ve oyuna tekrar girmemesi önemli bir mesajdı. Sana verilen işi verildiği şekilde yapacaksın aşırıya kaçmayacaksındi alınmasi gereken mesaj. Bu mesajı Leo da alsa keşke.

Can Altıntığ çok aklı başında bir oyun oynadi, söylemeden geçmek istemedim. Adam eksiltip potaya gitmesi çok önemli bir artı.

Yazının başlığına dönmek gerekirse. Dixon inanilmaz bir oyun ortaya koydu. Aklıyla, yeteneğiyle maçı aldı götürdü. Dile kolay 26-4-4. Ilk attığı 4 üçlüğü sokarak farkın da açılmasını sağladı. Nazar değmesin. Mutlu da iki pota altında müthiş savaştı. Ermal'ı sinirlendirdi, yordu ve faul problemine soktu. Kendi faul problemini de iyi idare etti. Alan savunmasının ortasında duruşu da Tamer Oyguç'u hatırlattı. Hiç bozma, aynen devam.

Banvit tarafında ise sistem oturmamış. Chuck Davis çok verimsiz ve kötü oynadı. Şutlar da girmeyince maça ortak olamadılar.


7 Ekim 2013 Pazartesi

Estebansız Leolu

Merhaba,

Royal Halı Gaziantep Basket karşısında sezonun ilk resmi maçına çıktık.

Kazasız, belasız, sakatlıksız bir sezon geçiririz inşallah cümlesini kuramadan Güneşin Oğlu Esteban Batista sakatlandı. Pota alti rotasyonu 3 kişiye düşüverdi. Kaldık Leo, Mutlu, Barış Hersek üçlüsune.

3 oyuncunun da iyi performans göstermesine ihtiyacımız vardı, lakin Leo'nun akıllara zarar hücum anlayışına rağmen maçı kazandık. Leo'nun varlığı takımı Batista'nın yokluğundan daha olumsuz etkiledi. 2. periyotun sonunda evin içinde "Kovun bunu, AT BUNU sokaga, AT AT AT" diye başlayıp küfürler savuruyordum ki eşim "Bana sövüyorsun sanacaklar" diyerek susturdu. 3 sezon önce hazırlık turnuvalarından sonra gönderdiğimiz Morgan bile Leo'dan çok daha iyi bir oyuncu. Adamın bir kere gönlü yok. Varsa yoksa istatistik kağıdına sayı yazsın. 5 ribaund kucağına düştü de onları aldı bir zahmet.

Neyse kötü tarafi bir yana koyup iyi taraflardan bahsedelim biraz da. Barış Hersek çok mücadele etti, elinden gelenin fazlasını yaptı. Mutlu Demir acayip faydalı oldu, öyle böyle değil. Takımda P&R oynayabilecek adam oldu. Çok da iyi oldu. Transferine katkı sağlayanlara helal olsun.

Dixon pek gününde değildi, ritmini de henüz bulamadi; ama ondan yana şuphemiz yok nasilsa. Diebler da faul problemine girse de istekliydi. Soner'in Yunus Emre'nin onunde 2. guard olmasi moralimi bozmadi değil. Attığı birbirinden güzel şutlardan çembere değen bile oldu. Şutunu çok geliştirmiş :)

Inanç toparlanmış, ayakları çok yavaş ama en azından kafası oyunun içinde. Hazırlık turnuvasındaki gibi olsaydı hiç çekilmezdi.

Sonuç olarak gecen senede pek göremediğimiz bir şekilde maç sonunu iyi oynayarak kazandık. Maç berabereyken faul yaptiran Aziz Bekir'e de teşekkürümüzü eksik etmeyelim.

Yarın Banvit maçı var. Banvit de beklendiği gibi Trabzon'u yendi. Eger Batista geri dönebilirse Banvit karşısında şansımızın olacağını düşünüyorum. Antep'in ise diğer maçlarını da kaybetmesini bekliyorum.

Bu arada bir lafım da federasyona olsun. Antep'e verdiniz maçları, oyuncu sayısı taraftar yoktu maçta. Amacınız basketbolu yaymak olsa bir tek Antep'e vermezdiniz bu maçları.