Merhaba,
Öncelikle OHA! Bir devrede 57 atılır mı? Bundan daha önemli soru şu: Bir devrede 57 sayı yenir mi? Millet bunu bir maçta yemiyor yerine göre.
Mersin savunma yapmayi bilmiyor, savunma yapmak istemiyor. Kafalarındaki tek şey topu alıp karşı potaya atmak. Onun için de çok ciddi bir organizasyonları olduğu söylenemez.
Ilk ceyrekte attığımız 26 sayının 11'ini Can Altıntığ 8'ini Diebler attı. Dış hücumlarda ne rakibe ne de topa baskı yapabildi Mersin haliyle çok rahat şutlar bulduk.
Ikinci çeyrekte sonunda rakibin guardı tamamen düştü ve bu çeyrekte tam 31 sayı attık. Iyi de savunma yapınca maç ilk yarıdan bitmiş oldu.
Ilk yarıda topu iyi paylaştık ve iyi sayılabilecek bir savunma yaptık. Eksik taraflara gelince Batista henüz hazır değil. Maç eksiği çok belli oluyor o yüzden nereden ne hücum edeceği çok öngörülebilir durumda. Yediği bloklar top kayıplarına yazılmıyor ama yanlış saymadıysam dün üç tane blok yedi. Blok yemek takdir edersiniz ki kaçan hücuma göre epey daha kötü bir durum. Rakibe hızlı hücum şansı veriyor. Çok zorlamamasında fayda var ama zamanla bizim için çok yararlı bir oyuncu olacaktır. Çok iyi bir ribaund sezgisi var ki zaten dün 9 ribaund aldı. Son olarak şunu eklemek isterim ki elleri de fırıncı küreği gibi, basketbol topuna voleybol topu muamelesi yapıyor :)
Ikinci yarıda oyun disiplininden kopmadan mücadele etmeye devam etmemiz büyük artı. Mersin'in kafasında acaba geri gelebilir miyiz gibi bir soru hiç oluşmadı. Kaybedeceklerinden emin bir şekilde tüm maçı oynadılar.
Diğer oyunculara gelince:
Dixon pek bir şey yapmadı diye düşünüyordum ama maçın sonunda kafamı kaldırdığımda 16 sayı attığını gördüm. Kendisi için yapılan perdelemeler geçen seneki kadar etkili olmadığı için içeriye dalamıyor ve çok az sayıda 2 sayılık atış kullanıyor. Ligdeki iki maçta 1 tane iki sayılık atış kullandi.
Mutlu bu maçta fazla konsantre değildi. Hem savunmada hem hücumda aksadı; ama dakika aldığı zaman dilimi çoğunlukla maç koptuktan sonraydı, düşük konsantrasyonu buna bağlayabiliriz.
Yunus Emre ve Soner aynı anda oynadıklarında takım olarak hiçbir şey üretemiyoruz, zaten üretmemize ihtiyaç olmayan zamanlarda birlikte oynuyorlar :) Soner'deki en büyük gelişim gaza gelmemesi. Hızlı hücumlarda deli gibi potaya gidip hiçbir şeye değmeyen turnikeler atmaya çalışmıyor. Büyük ilerleme. Yunus'un potaya gitme yeteneği var; ancak ne zaman kendisi bitirmeli ne zaman pas vermeli onu kafasında oturtmak için zamana ihtiyacı var.
Inanç artık oyunun içinde, form tutması zaman alacaktır; ama sezon başındaki facia durumundan yavaş yavaş uzaklaşıyor.
Barış ne olursa olsun sürekli işini yapmakla meşgul. Arada savunmada dalıp adamını kaçırıp fırçayı yiyor ama olacak o kadar :) Dün de sakin sakin işini yaptı, atması gereken şutları attı. En büyük artısı zorlamıyor, yeteneklerinin bilincinde ve onları en üst düzeyde kullanmaya çalışıyor.
Son olarak Leo! Yeni yeni fark ediyorum, esasında bu adamın acayip bir sıçrama yeteneği var; ama fiziksel teması o kadar sevmiyor ki, smaç vururken potaya değmekten korkuyor sanırım :) Post oyunu topu sırtı dönük olarak alıp pivot ayağı etrafında bir iki tur atıp kendi ekseni etrafında dönerek geri doğru sıçrayıp şut atmaktan ibaret. Kah giriyor kah girmiyor bu toplar. Ayrıca kendisine sorsak sen her maç 20 sayı atacaksın ama play off bile göremeyecek Pınar Karşıyaka ne dersin diye; çok da umrumdaydı ben 20 sayıma bakarım diye cevap verir. Ben size Ilkan'a benziyor diyeyim siz anlayın :) Gerçi henüz bizim takımdakilerin elinden ribaund kapmaya çalıştığını görmedim :)
Ha bu arada Egemen Güven girdi ve blogunu yaptı. Aferin sana çocuk! Mert Celep de üzerindeki şaşkınlığı yavaş yavaş atıyor. Çalban ile Egemen arasında bir yeteneği var.
Genel olarak iyi bir hazırlık maçı oldu diyebiliriz. Esas maçlar şimdi başlıyor. Eurocup ve Efes maçlarında istediğimizi alırsak camia olarak havaya gireriz. SALDIR KARŞIYAKA!
Öncelikle OHA! Bir devrede 57 atılır mı? Bundan daha önemli soru şu: Bir devrede 57 sayı yenir mi? Millet bunu bir maçta yemiyor yerine göre.
Mersin savunma yapmayi bilmiyor, savunma yapmak istemiyor. Kafalarındaki tek şey topu alıp karşı potaya atmak. Onun için de çok ciddi bir organizasyonları olduğu söylenemez.
Ilk ceyrekte attığımız 26 sayının 11'ini Can Altıntığ 8'ini Diebler attı. Dış hücumlarda ne rakibe ne de topa baskı yapabildi Mersin haliyle çok rahat şutlar bulduk.
Ikinci çeyrekte sonunda rakibin guardı tamamen düştü ve bu çeyrekte tam 31 sayı attık. Iyi de savunma yapınca maç ilk yarıdan bitmiş oldu.
Ilk yarıda topu iyi paylaştık ve iyi sayılabilecek bir savunma yaptık. Eksik taraflara gelince Batista henüz hazır değil. Maç eksiği çok belli oluyor o yüzden nereden ne hücum edeceği çok öngörülebilir durumda. Yediği bloklar top kayıplarına yazılmıyor ama yanlış saymadıysam dün üç tane blok yedi. Blok yemek takdir edersiniz ki kaçan hücuma göre epey daha kötü bir durum. Rakibe hızlı hücum şansı veriyor. Çok zorlamamasında fayda var ama zamanla bizim için çok yararlı bir oyuncu olacaktır. Çok iyi bir ribaund sezgisi var ki zaten dün 9 ribaund aldı. Son olarak şunu eklemek isterim ki elleri de fırıncı küreği gibi, basketbol topuna voleybol topu muamelesi yapıyor :)
Ikinci yarıda oyun disiplininden kopmadan mücadele etmeye devam etmemiz büyük artı. Mersin'in kafasında acaba geri gelebilir miyiz gibi bir soru hiç oluşmadı. Kaybedeceklerinden emin bir şekilde tüm maçı oynadılar.
Diğer oyunculara gelince:
Dixon pek bir şey yapmadı diye düşünüyordum ama maçın sonunda kafamı kaldırdığımda 16 sayı attığını gördüm. Kendisi için yapılan perdelemeler geçen seneki kadar etkili olmadığı için içeriye dalamıyor ve çok az sayıda 2 sayılık atış kullanıyor. Ligdeki iki maçta 1 tane iki sayılık atış kullandi.
Mutlu bu maçta fazla konsantre değildi. Hem savunmada hem hücumda aksadı; ama dakika aldığı zaman dilimi çoğunlukla maç koptuktan sonraydı, düşük konsantrasyonu buna bağlayabiliriz.
Yunus Emre ve Soner aynı anda oynadıklarında takım olarak hiçbir şey üretemiyoruz, zaten üretmemize ihtiyaç olmayan zamanlarda birlikte oynuyorlar :) Soner'deki en büyük gelişim gaza gelmemesi. Hızlı hücumlarda deli gibi potaya gidip hiçbir şeye değmeyen turnikeler atmaya çalışmıyor. Büyük ilerleme. Yunus'un potaya gitme yeteneği var; ancak ne zaman kendisi bitirmeli ne zaman pas vermeli onu kafasında oturtmak için zamana ihtiyacı var.
Inanç artık oyunun içinde, form tutması zaman alacaktır; ama sezon başındaki facia durumundan yavaş yavaş uzaklaşıyor.
Barış ne olursa olsun sürekli işini yapmakla meşgul. Arada savunmada dalıp adamını kaçırıp fırçayı yiyor ama olacak o kadar :) Dün de sakin sakin işini yaptı, atması gereken şutları attı. En büyük artısı zorlamıyor, yeteneklerinin bilincinde ve onları en üst düzeyde kullanmaya çalışıyor.
Son olarak Leo! Yeni yeni fark ediyorum, esasında bu adamın acayip bir sıçrama yeteneği var; ama fiziksel teması o kadar sevmiyor ki, smaç vururken potaya değmekten korkuyor sanırım :) Post oyunu topu sırtı dönük olarak alıp pivot ayağı etrafında bir iki tur atıp kendi ekseni etrafında dönerek geri doğru sıçrayıp şut atmaktan ibaret. Kah giriyor kah girmiyor bu toplar. Ayrıca kendisine sorsak sen her maç 20 sayı atacaksın ama play off bile göremeyecek Pınar Karşıyaka ne dersin diye; çok da umrumdaydı ben 20 sayıma bakarım diye cevap verir. Ben size Ilkan'a benziyor diyeyim siz anlayın :) Gerçi henüz bizim takımdakilerin elinden ribaund kapmaya çalıştığını görmedim :)
Ha bu arada Egemen Güven girdi ve blogunu yaptı. Aferin sana çocuk! Mert Celep de üzerindeki şaşkınlığı yavaş yavaş atıyor. Çalban ile Egemen arasında bir yeteneği var.
Genel olarak iyi bir hazırlık maçı oldu diyebiliriz. Esas maçlar şimdi başlıyor. Eurocup ve Efes maçlarında istediğimizi alırsak camia olarak havaya gireriz. SALDIR KARŞIYAKA!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder