31 Ocak 2014 Cuma

BBL 17. Hafta Öncesi Analizleri


 Mersin BŞB – Pınar Karşıyaka

Çok tempolu, bol sayılı geçmesi muhtemel bir maç. Pınar Karşıyaka’da Esteban Batista inanılmaz formda. Ligdeki son 4 maç istatistikleri 26,5 sayi, 10,5 ribaund. %77 2 sayilik, %81 serbest atış şeklinde. Haftaiçi Italya Ligi lideri Cantu’ya karşı da Euro Cup tarihiinin en iyi 9. performansını gerçekleştirdi. Mersin’in de savunma sevmeyen yapısını düşünürsek içeride sıkıntı çıkaracaktır. Mersin tarafında da pota altı rotasyonunun Pınar Karşıyaka’ya göre daha kalabalık oluşu özellikle ikinci yarıda Mersin’i maçın içine sokabilir. Ufuk Sarıca son maçlarda ilk çeyreğin başında rakip maça adapte olamadan sert bir tam saha baskıyla başlıyor. Benzerini bu maçta görebiliriz.

Haftanın en hücum performansına endeksli maçı olacaktır; ama tabii ki Mersin’dekiler dışında bu maçı kimse seyredemeyecek.

Tofaş – Banvit

Haftanın sürprize en açık maçı. Hem Bursa şehri, hem Tofaş takımı bu tarzlar maçları çok seviyor. Ilk yarıda Fenerbahçe Ülker’i yenerek bir sürprize imza atmışlardı. Bir benzerini Banvit’e yapabilirler.

Banvit Euro Cup’taki zorlu grubunda çıkma mücadelesi veriyor. Ligin ortalarını geçtiğimiz şu dönemde Euroleague ön elemesi için erken form tutmasının acı sonuçlarıyla karşılaşabilir.

Özetle bu maçta ne olursa kimse şaşırmasın; ama benim favorim Tofaş.

Royal Halı Gaziantep – Türk Telekom

Iki takımın da ligde şu ana kadar 6 galibiyeti var. Gaziantep ekibi kadrosunda yenilikler yaparak kendisini playoff yarışının içine atmaya çalışırken, ligin büyük hayalkırıklığı “Mavi Kaplanlar” çıkış arıyor. Ligin  maçlarında en sayı olan takımı Gaziantep sakinliği ile Türk Telekom’u canından bezdirmeye çalışacaktır. Temposunu rakibe kabul ettiren kazanır.


Olin Edirne – Trabzonspor Medikal Park

Ligin diğer büyük hayalkırıklığı Trabzonspor Medikal Park’ın ligin devamı için rotasını çizeceği maç bu olacak. Kaybetmesi halinde play off umutları erkenden bitmiş Selçuk Üniversitesi’nin de Aliağa Petkim’i yenmesi halinde kendini düşme hattıyla aynı galibiyet sayısında bulacak olan Trabzonspor Medikal Park kesinlikle kazanmak isteyecektir.

Diğer tarafta Olin Edirne geçen hafta Pınar Karşıyaka karşısında 17 sayıdan gelip maçı uzatmaya götürerek ne kadar karakterli olduğunu gösterdi.

Barış Güney’in asistelerini ve Washington sayılarını ön alan savunması çok da iyi olmayan Trabzonspor için zor olacaktır.

Gergin bir maç olması beklenebilir, ben koç Cem Akdağ farkıyla Olin Edirne’nin bir adım önde olduğunu düşünüyorum.

Aykon TED Ank. Kolejliler – Uşak Sportif

Ligin beklentileri aşan iki takımının mücadelesi. Kolejliler Euro Cup grubunda da liderliğini sürdürüyor. Goluboviç önderliğindeki takım Euroleagu’den Euro Cup’a düşen Brose’yi arka arkaya iki maçta da yenerek ne kadar formda olduğunu gösterdi.

Uşak ise yavaş yavaş düşüşe geçmeye başladı. Ligin ikinci yarısı onlar için daha zorlu olacak.

Bu hafta Euro Cup’ta maç olmayacak olmasından ötürü lige daha rahat konsantre olacak olan Kolejliler maçı zorlanmadan kazanacaktır.

Aliağa Petkim – Torku Konya Selçuk Üniversitesi

Ligin dibini etkileyecek çok kritik bir maç. Aliağa’nın ligde kalma umudu yaratmak için son şansı; ama ne ilçede, ne de takımda böyle bir hareketlilik ve inanç görülmüyor.

Torku Konya Selçuk Üniversitesi ise geçen haftaki Beşiktaş Integral Forex maçında çok istekliydi. Korkulu rüya gormek istemiyorlar. Onlar için de hedef maç olacaktır. Düşmeme mücadelesine Aliağa Petkim’i de katmamak için ellerinden geleni yapacaklar.

Rahat bir şekilde Torku Konya Selçuk Üniversitesi galibiyeti beklenebilir.

Anadolu Efes – Fenerbahçe Ülker

Geldik haftanın en kritik maçına… Çıkıştaki Anadolu Efes ile çok da iyi durumda olmayan Fenerbahçe Ülker pazartesi günü karşı karşıya gelecek. Öncelikle bu kadar güzel ve kritik bir maçı Pazartesi 17:30’a koyan basketbol federasyonuna tebriklerimizi yollayalim. Pazartesi maçlarından biri 19:00’a biri 20:45’e koyularak iki maçta da taraftar olması sağlanabilirdi. Tabii bu maça taraftar istemeyen Anadolu Efes’in bu kararda etkili olmuş olması da kuvvetle muhtemel.

Maça dönecek olursak Anadolu Efes’in artık yeni bir karakteri var. Takımın lideri Doğuş Balbay olmuş durumda. Euroleague’deki son maçta 7 ribaund alarak oyunun her alanına katkı sağladı ve takıma müthiş bir enerji kattı.

Anadolu Efes’in koçu Angelouyeni sahada sürekli olarak iki savaşçı tutuyor. Birkan, Doğuş, Kerem Gönlüm üçlüsünden ikisi sürekli olarak sahada. Böyle olunca da rakip bir noktada yılıyor.

Fenerbahçe Ülker’in maç içindeki düşüşlerini göz önüne alırsak Anadolu Efes maç içinde seriler yakalayabilir. Bo Mccaleb’in de Doğuş tarafından durdurulma ihtimali olduğunu düşününce kritik isim Emir oluyor. Emir doğru tercihler yapıp takımı yönetebilirse Fenerbahçe Ülker’in bir şansı olabilir, yoksa bu maçta Anadolu Efes favori.

Fenerbahçe’de Zoric, Efes’te de Semih ve Barac kadroda sakatlık dolayısıyla olamayacaklar.

Beşiktaş Integral Forex – Galatasaray Liv Hospital

Haftanın son maçı… Ergin Ataman Akatlar’a dönüyor. Beşiktaş taraftarı maç için çok motive olsa da geçen hafta Buckman’ın sakatlanması ve Bajramovic’in gelişi takıma olumsuz yansıyacaktır.

Galatasray Liv Hospital ise Arroyo önderliğinde kazandığı Euroleague maçının motivasyonu ve Anadolu Efes’e kaybedilen maçın hırsı ile sürprize mahal vermez. Ergin Ataman ortamı germeyi tercih ederse maçın sonunda tatsız anlar yaşanabilir. Aman dikkat!

29 Ocak 2014 Çarşamba

Esteban Batista!


Euro Cup tarihinin gelmis gecmis en iyi 9. performansi.  30 sayı, 11 ribaund, 3 asist, 1 top calma, 2 top kaybı, kendisine yapilan faul sayısı 7.  Ustelik bunları son çeyrekte neredeyse hiç oynamayarak 27 dakikada yaptı. Oyuncularımız sıkıştıkları durumda topu “Estebaaaan” diye bağırarak havaya atıyorlar o bir şekilde tutup sakince sayıya çeviriyor.

Onunde saygiyla egiliyoruz “Gunesin Oglu”nun.

Gerci ligdeki son 4 mactaki istatikleri buna yakin gidiyor. Yine de bu performansi ust duzey bir Avrupa Kupası maçında gostermek akıl alır gibi değil. Son 32’de geride kalan 4 maçtaki performans ortalaması bu kupanın zirvesinde. Kısacası bu lige biraz fazla geliyor. Umarım Türkiye Ligi Play-offlarına da aynı form durumuyla girebilir.

Maça gelince… Fırtına gibi girdik ve bir anda kendimizi 10-0 önde bulduk. Geçen hafta aynı takımla oynanan maçta yerlerde sürünen performanslar gitmiş gurur mücadelesi yapan bir takım gelmiş.

Ilk yarıda buldugumuz 62 sayı sadece 5 oyuncudan geldi. Dixon kendi sahasından son saniyede denediği üçlük hariç 6/6 ile üç sayılık isabet buldu. Her attığımız girince takım da istediği ritmi yakalamış oldu ve devre 62-39 lehimize kapandı.

Üçüncü çeyrek de dengede gitti ve son çeyreğe 22 sayı farkla önde girdik. Artık gruptan çıkmamız çok zor olsa da böyle bir maçla kendimizi bulmamız önemliydi. Son çeyrekte Egemen Güven de dakika aldı ve elinden geleni yaptı. Son çeyrekte bazı oyuncularımızın ortalamalarını yukarı çekmek adına yaptıkları sistem dışı atışlar rakibin maçı 13 sayı farka getirmesini sağladı. Aynı sıkınti Olin Edirne maçının uzamasına sebep olmuştu. Herkes hak ettiği kontratı bulur, özellikle Türk oyuncuların yapabildiklerini ve kapasitelerini tüm takımların yöneticileri biliyor, ekstra çaba sarf etmek takıma zarar verecektir.

Iyi taraflara tekrar odaklanırsak bu cephede bahsedeceğimiz yeni bir isim var: Inanç Koç.

Inanç Koç’tan beklediğimiz oyun bugünkünden fazlası değil. 10 sayı atsın 6 ribaund alsın gibi bir beklentimiz yok. Çıksın aklını maça versin. Ayakları eskisi gibi hızlı olmayabilir; ama aklı maçta olunca 2 blok 5 asist yapabiliyor. Bunu neden her maçta yinelemesin ki? Ihtiyacı olan tek şey konsantrasyon.

Ayrıca takımın yeni ve çok süratli setler oynadığını gördük. Ne rakip ne biz topu takip edemez duruma geldik ve Cantu buna hiç hazır değildi. Yenilik her zaman iyidir. 

25 Ocak 2014 Cumartesi

Akıllı Barış

Doksanların sonu ya da iki binlerin başı… Atatürk Spor Salonu’ndayız. Rakip yanlış hatırlamıyorsam Türk Telekom. Yine taraftan ilk dakikadan itibaren Murat Evliyaoğlu’na takmış durumda. Hep bir ağızdan “Aptal Murat” diye bağırıyorlar. Murat isyanlarda, koşarak hakemin yanına gidip seyircileri gösteriyor “Bana aptal diyorlar” diye şikayet edip hakemden anons yaptırıp müdahale etmesini istiyorum. Hakem Murat’ı tersliyor “Aptal hakaret değil ki ben ne yapayim?” Murat da kös kös sahadaki yerini alıyor. O maçın hakemi Mehmet Keseratar. Evet evet, bugünkü maçta taraftar aptal diye bağırdı diye 2 kere anons yaptıran aynı hakem. Fark ne? Fark bana kalırsa şu: Bir sonraki iç saha maçımız Anadolu Efes karşısında. Peki bir soru daha, ligin ilk yarısında adeta doğrandığımız Anadolu Efes maçının hakemi kim? Yok artık, tesadüfün bu kadarı, o da Mehmet Keseratar. Bu konuyla ilgili yorumlarım bu kadar.

Gelelim “Akıllı Barış”a… Bizim Barış Hersek’ten bahsedeceğim. Belki ribaundlara beklenen ölçüde katkı vermedi; ama yaptığı savunma çok iyiydi. Sahaya yüreğıni koydu. 3 top çaldı, Tapoutos’u canından bezdirdi. Hücumda çok çok akılli oynadı. Sadece doğru ve kendisinin atabileceğine güvendiği atışları kullandı. Sonuçta da 18 sayı buldu ki bu sezon ligde attığı en fazla sayı 11’di. Dixon’ın ortadan kaybolduğü maçta ekstra sorumluluğu almış oldu.

Gelelim Soner’e. Bir oyuncuya yetenekleri sınırlı olduğu için kızmayı doğru bulmuyorum. Eğer sizin takımınız için yeterli değilse transfer etmezsiniz ya da yollarsınız. Ama bir oyun kurucu da %34,2 ile 2 sayılık, %27,7 ile üç sayılık atış kullanmamalı. Hele %43,7 ile serbest atış hiç atmamalı. Ligin ilk maçında Olin Edirne yine Soner’i şut atması için yüreklendirmişti; ancak Soner o maçta 3/4 üçlük isabetiyle hesapları altüst etmişti. Bugün de savunmada sanki yanlışlıkla yapıyorlarmış gibi basketbolun ilk savunma oğretilerinden biri olan top tarafından yardım getirmeme kuralını yok sayarak Soner’in Batista’ya indirdiği her topta Soner’in tarafından yardıma geldiler ve sonuç olarak Batista mecburen topu Soner’e geri çıkardı. Sonuç 1/4 üçlük 0/3 ikilik. Esasında savunma tarafında çok gayretli, bugün özellikle hücum ribaundlarına da çok iyi katkı verdi; ama daha akıllı kararlar vermesi gerekiyor.

Iki takımda Darius Washington ve Bobby Dixon çok kötü üçlük yüzdeleri ile maçı bitirdi. Onlara  Barış Güven ve Can Altıntığ’ın kötü üçlük yüzdeleri eklenti. Esasında Darius Washington pota altına her hareketlendiğinde takımımıza sorun çıkardi. Zaten bu sayede maçı da 25 sayı ile bitirdi.

Maçın en iyi oyuncusu ise hiç tartışmasız bir şekilde Güneşin Oğlu Esteban Batista’ydı. Francis karşısında ince ve güçsüz kalınca maçı sadece 1 şut kaçırarak 28 sayı ile bitirdi. Yanına  10 ribaund, 2 asist 2 top çalma ve 1 de blok ekleyince kusursuz bir maç izlememizi sağladı.

Peki Olin Edirne nasıl geri döndü. Bir kere çok iyi çalışmış setleri var. Barış ve Francis defalarca aynı pick and roll oyununu oynadılar. Buna çözüm üretemedik. Hücum tarafında fark 17’ye çıktıktan sonra Batista’yı içeride beslemeyi bıraktık ve dış oyuncularımız kendi istatistiklerini yükseltme çabasına girdiler. Maçın sonuna kadar rakip bizi uyuta uyuta yaklaştı ve son hücumda maçı kazandıracak boş üçlüğü de buldu; ancak sokamadı. Hücum ribaundu sonrası Washington faulu aldı ve maçı uzatmalara götürdü. Son çeyrek skoru 26-11 konuk takım lehineyken bizim sadece 2.6 saniye kala bir mola almamız ve maçı bir mola eksik bitirmemiz yaptığımız önemli hataydı. Ufuk Sarıca bu maçla beraber cezasını bitirmiş oluyor ve kenarda iyi ve tecrübeli bir koç olmasının önemini bugün daha da iyi anlıyoruz.

Uzatma bölümünde sadece 2 sayı yemiş olsak da bu bizim iyi savunma yapmamızdan değil rakibin oyuncu kurucusu Barış’ın 5 faul alması ve takımın buna rağmen bulduğu boş şutları sokamamasındandı.

Sonuç olarak kazanmayı beklediğimiz ve kazanmak zorunda olduğumuz bir maçı kazasız belasız 93-85 ile kazandık.

Haftaya Mersin BŞB maçını bu şekilde atlatıp Anadolu Efes maçına konsantre olmalıyız.

22 Ocak 2014 Çarşamba

Takviye Şart Mı?


Euro Cup’ta havlu attık. Ikinci grup bizim için tamamen bir hayal kırıklığı oldu. Üç maçta toplamda 53 sayı fark yedik. Özetle gücümüz yetmedi.

Önümüzde iki tane kulvar kaldı. Türkiye Kupası Şubat ayı başında noktalanacak. Avrupa kupası bittiğine göre bu sene gerçekten takviyeye ihtiyaç var mı? Bir yabancı oyuncuya daha bütçe ayırmamız gerekli mi? Yoksa Egemen Güven’e ve Mert Celep’e bu dakikaları bölüştürüp geleceğe adım mı atsak?

Yabancı oyuncu alırsak ligi hangi sırada bitiririz ve Play-off çeyrek finalinde kiminle eşleşir ne yaparız? Önce bunu bir ele alalım. Bir yabancı oyuncu alırsak muhtemelen ligi 4 veya 5. sırada bitirip Anadolu Efes ile karşılaşacağız ve seri ortada olacak. Yarı finalde de yine muhtemelen ligi ilk sırada bitirecek Banvit ile mücadele edeceğiz. Yüksek ihtimalle de sene burada noktalanacak.

Yabancı oyuncu almazsak ligi muhtemelen 5 veya 6. sırada bitirip play-off’a ilk turda 2-0 ile veda edeceğiz. Egemen’e ve Mert’e gerekli süreleri verip gelecek sezonlara yatırım yapıyor olacağız. Tabi bu konuda Ufuk Sarıca’nın da olurunu almak gerekecektir. Yabancı transferi yapılmayıp gençlerin daha fazla süre almasına taraftarın da ses çıkaracağını düşünmüyorum.

Yeterli bir takviye yapamıyorsak çözümü gençlerde bulalım. Egemen dünkü maçta mesajı verdi : “Egemen’e Güven!”

15 Ocak 2014 Çarşamba

Bu Kadroyla Bu Kadar



Önce savunarak kazanmaya çalıştık, ilk çeyrek gerçekten de çok iyi savunma yaptık. Iki takımın da yüzdeleri inanılmaz düşük olunca çeyrek 14-16 bitti. Ikinci çeyrek aynı savunma performansını sürdürmeye çalıştık ancak rakip yavaş yavaş ritme girmeye başladı.

Bizim yüzdelerimiz aynı düşük seyrini sürdürünce ilk yarıda sadece 24 sayı bulabildik. Devre skoru da 24 – 36 Nanterre lehine oldu. Takımın en skorer ismi 7 sayı atan Inanç’tı desem sanırım hücumdaki tıkanıklığını anlatmış olurum.

Dixon devreye girmeden maçın içine giremeyeceğimiz çok açıktı ve bunu savunma konsantrasyonu ile yapmamız mümkün değildi. Bunun üzerine stratejimizi tamamen değiştirerek atarak kazanma yöntemine döndük. 3. çeyrekte bu işe de yaradı. Rakibin önüne 47-46 ile geçmeyi başardık. Çeyreğin bitmesine 2:16 varken ve top bizdeyken koç Dixon ve Batista’yı biraz dinlendirmek için yanına aldığında skor 49-49’du. 20 saniye sonra Dixon oyuna girmek zorunda kaldığında 49-55 gerideydik. Dixon’ın 20 saniye bile dinlemeye hakkı olmadığını görmüş olduk.

Son çeyrekte oyun iki tarafa da çokça geldi, ancak oyundan hiç çıkmadan 40 dakika sahada kalan Meachem – ki kendisi geçen sene Paris – Lyonnias’ta forma giyiyordu – kariyerinin en iyi 2. Eurocup maçını oynayarak – ki kontrol ettim birincisini de Beşiktaş’a karşı 2010 yılında oynamış  - bizi yıktı. Maç başına 12 sayı ortalaması olan bir oyuncudan 28 sayı yiyerek maçı teslim ettik.

Leo ve Can’ın yokluğu, Soner’in seyirciden aldığı tepki sonrası ikinci yarı hiç oyuna girememesi, Yunus’un, Mutlu’nun ve Onur Kentli aldıkları sınırlı dakikalarda etkili olamamaları sonucu Diebler 39, Dixon 38 ve Batista 35 dakika sahada olmak durumunda kaldı. Özellikle bir uzun oyuncunun 35 dakika sahada kalması ve 34 verimlilik puanıyla oynaması sık rastlanan bir durum değil.

Tabi takımımızın rotasyon darlığı ve yüksek dakika alan oyuncu sayısının çok olması sebebiyle sıklıkla alan savunması kullanmak durumunda kalması rakibin boş dış şut şansları bulmasına sebep oldu ve onlar da özellikle ikinci yarı olağanüstü bir yüzdeyle şut soktular.

Bu gruptan çıkmamız için Cantu ile oynayacağımız iki maçı kazanmamız ve Nanterre’in de 2 maç arka arkaya Ulm’u yenmesi gerekiyor ki Ulm ile galibiyet sayılarımız eşitlensin. Böylece tekrar potaya girebiliriz; ama bu epey uzak bir ihtimal olarak görünüyor.

Yürekten mücadele eden oyuncularımızı yine de kutlamak gerekiyor. Sonuçta bu kadroyla bundan daha iyi mücadele edemezdik.

14 Ocak 2014 Salı

İlk yarının ardından-1


Banvit
banvit new season 300x169 İlk Yarının Ardından
Ligin tartışmasız en başarılı takımı olan Banvit ilk yarıyı en çok sayı atan takım olarak bitirdi. Maç başına 84,9 sayı atan takım ayrıca ligin en az sayı yiyen 2. takımı.
Euroleauge ön elemesi oynayacağı için sezonu erken açmaları ve taktiksel olarak erken form tutmak zorunda kalmalarının da etkisiyle ligi domine ettiler. Rowland’ın sayı ve asist önderliğindeki takım, skoru fazla sayıda oyuncuya dağıtarak savunulması zor bir hal aldı.
Euroleague kalitesinde kadro kurup bu kupaya katılamamaları ve haliyle çok yıpranmamaları ligde kendilerine avantaj sağladı. Yeni koç Itoudis lige çabuk alıştı ve oyuncularının özelliklerini sahaya iyi bir şekilde yansıtmalarına yardımcı oldu.
Erken form tutmuş olmaları playoff dönemine kadar bu formu korumalarını zorlaştırsa da Alade Aminu gibi bir uzun takviyesiyle ikinci yarı için rakiplerinin bir adım önünde. Playoff döneminde ise onları zorlu bir süreç bekliyor olacak.
Pınar Karşıyaka
 İlk Yarının Ardından
Geçen seneki kadrosundan koç Ufuk Sarıca haricinde sadece Dixon, Diebler ve Soner Şentürk’ü elinde tutabilen Pınar Karşıyaka geçen seneki basketbolunun bir benzerini sahaya yansıtmaya çalışıyor. Hatta kullandıkları setlerin bile aynı olduğunu söyleyebiliriz.
Geçtiğimiz yıldan farklı olarak daha iyi bir pota altı hücumcusu “Güneşin Oğlu Esteban” Batista kadroya katıldı. Batista’nın orta mesafe şutu olmaması ve uzun forvet pozisyonundaki Leo Lyons’ın yetersizliği takımın hücum silahlarını azaltmış oldu. Buna bir de Euro Cup’taki zorlu maç trafiği ve Dixon’ın sakatlığı eklenince Pınar Karşıyaka, Fenerbahçe Ülker maçından sonra düşüşe geçti. Arka arkaya gelen mağlubiyetler, ligin ilk yarısını ilk 4’te bitirmelerine engel oldu.
Esteban Batista takımın sayı, ribaund ve blok lideri konumundayken %51,2 ile şut atan Jon Diebler ise geçen seneden daha iyi bir performans çizerek hem daha fazla sorumluluk aldı hem de daha fazla güven verdi.
Leo Lyons’ın kadro dışı bırakılmasının ardından takımın 2 transfer daha yapacağı konuşuluyor. Bu transferler çabuk bitirilebilirse ligde ilk 4 ve Eurocup’ta ilk 16 hedeflerine ulaşılabilir.
Beşiktaş Integral Forex
besiktas integral forex 1711 300x171 İlk Yarının Ardından
Ilk 4 hedefiyle sezona başlayan Beşiktaş Integral Forex ilk yarının sonunda playoff oynayacak sekiz takımın dışında kalmış durumda.
Ahmet Kandemir’in istediği basketbola uygun olmayan bir kadro kurması, kuracağı kadroyla ne yapacağını bilememesine sebep oldu.
Eurocup’ta lige göre çok daha başarılı bir şekilde ilerleyen Beşiktaş Integral Forex’in ligde geride kalmasının en önemli sebebi Türk oyuncu rotasyonunun yetersizliği. Türk oyunculara dağıtılması gereken en az 80 dakika var ve bu 80 dakikada oyunculardan alınan verim ligde üst sıraları zorlamasına izin vermiyor.
Muratcan Güler taraftar tarafından fazla beğenilmese de aldığı süreyi ve geçen seneki performansını göz önüne aldığımızda ortalamanın üzerinde bir sezon geçiriyor. Beşiktaş açısından sıkıntılı nokta, Muratcan kalibresindeki bir oyuncunun maç başına 29 dakika süre alması.
İşin özüne gelecek olursak Beşiktaş Integral Forex beklentilerini doğru belirleyememenin sıkıntısını yaşıyor. Elinizdeki bu kadro ile hedefinizi ligde ilk 4 olarak belirlerseniz başarısız görülmeye mahkumsunuz. Bu sezon Beşiktaş için muhtemelen playoffun ilk turunda sona erecek ve işin doğrusu bunu sezon başında hem Ahmet Kandemir, hem de Erman Kunter hepimizden daha iyi biliyordu.
Mersin Büyükşehir Belediye
 İlk Yarının Ardından
Koç Mete Babaoğlu’nun dilinden düşürmediği bütçe kelimesi Mersin takımı için ilk yarının özeti oldu.
Zaten dar olan bütçenin önemli bir kısmını verdikleri Ali Karadeniz’in diz problemi dolayısıyla hem antrenmanlarda, hem de maçlarda kendini sakınması geçen seneki 21 sayı ortalamasının 14’e düşmesine sebep oldu.
Mete Babaoğlu takımlarının savunmaya sempatiyle bakmadıkları, bilinen bir gerçek. Bunun sonucu olarak takım en çok sayı yiyen 3. takım konumundayken hücumda akıcılığın sağlanamaması sonucu en az sayı atan 3. takım olmaları onları ligde 13. sıraya gönderdi.
Trabzon Medical Park’ın o bölgeden bir şekilde çıkacağı düşünülürse ligde kalma yarışında Aliağa Petkim ve Torku Konya Selçuk Üniversitesi ile sıkı bir mücadeleye girecekler.
Ligin ikinci yarısında ligde kalmak için ilk yarıdan daha iyi bir performans göstermek zorundalar. Özellikle %31,7 ile üçlük atan dış oyuncularına acilen boş şut imkanı yaratan setler organize etmek durumundalar ki bunun için de bütçeye değil çok çalışmaya ihtiyaçları var.