25 Ocak 2014 Cumartesi

Akıllı Barış

Doksanların sonu ya da iki binlerin başı… Atatürk Spor Salonu’ndayız. Rakip yanlış hatırlamıyorsam Türk Telekom. Yine taraftan ilk dakikadan itibaren Murat Evliyaoğlu’na takmış durumda. Hep bir ağızdan “Aptal Murat” diye bağırıyorlar. Murat isyanlarda, koşarak hakemin yanına gidip seyircileri gösteriyor “Bana aptal diyorlar” diye şikayet edip hakemden anons yaptırıp müdahale etmesini istiyorum. Hakem Murat’ı tersliyor “Aptal hakaret değil ki ben ne yapayim?” Murat da kös kös sahadaki yerini alıyor. O maçın hakemi Mehmet Keseratar. Evet evet, bugünkü maçta taraftar aptal diye bağırdı diye 2 kere anons yaptıran aynı hakem. Fark ne? Fark bana kalırsa şu: Bir sonraki iç saha maçımız Anadolu Efes karşısında. Peki bir soru daha, ligin ilk yarısında adeta doğrandığımız Anadolu Efes maçının hakemi kim? Yok artık, tesadüfün bu kadarı, o da Mehmet Keseratar. Bu konuyla ilgili yorumlarım bu kadar.

Gelelim “Akıllı Barış”a… Bizim Barış Hersek’ten bahsedeceğim. Belki ribaundlara beklenen ölçüde katkı vermedi; ama yaptığı savunma çok iyiydi. Sahaya yüreğıni koydu. 3 top çaldı, Tapoutos’u canından bezdirdi. Hücumda çok çok akılli oynadı. Sadece doğru ve kendisinin atabileceğine güvendiği atışları kullandı. Sonuçta da 18 sayı buldu ki bu sezon ligde attığı en fazla sayı 11’di. Dixon’ın ortadan kaybolduğü maçta ekstra sorumluluğu almış oldu.

Gelelim Soner’e. Bir oyuncuya yetenekleri sınırlı olduğu için kızmayı doğru bulmuyorum. Eğer sizin takımınız için yeterli değilse transfer etmezsiniz ya da yollarsınız. Ama bir oyun kurucu da %34,2 ile 2 sayılık, %27,7 ile üç sayılık atış kullanmamalı. Hele %43,7 ile serbest atış hiç atmamalı. Ligin ilk maçında Olin Edirne yine Soner’i şut atması için yüreklendirmişti; ancak Soner o maçta 3/4 üçlük isabetiyle hesapları altüst etmişti. Bugün de savunmada sanki yanlışlıkla yapıyorlarmış gibi basketbolun ilk savunma oğretilerinden biri olan top tarafından yardım getirmeme kuralını yok sayarak Soner’in Batista’ya indirdiği her topta Soner’in tarafından yardıma geldiler ve sonuç olarak Batista mecburen topu Soner’e geri çıkardı. Sonuç 1/4 üçlük 0/3 ikilik. Esasında savunma tarafında çok gayretli, bugün özellikle hücum ribaundlarına da çok iyi katkı verdi; ama daha akıllı kararlar vermesi gerekiyor.

Iki takımda Darius Washington ve Bobby Dixon çok kötü üçlük yüzdeleri ile maçı bitirdi. Onlara  Barış Güven ve Can Altıntığ’ın kötü üçlük yüzdeleri eklenti. Esasında Darius Washington pota altına her hareketlendiğinde takımımıza sorun çıkardi. Zaten bu sayede maçı da 25 sayı ile bitirdi.

Maçın en iyi oyuncusu ise hiç tartışmasız bir şekilde Güneşin Oğlu Esteban Batista’ydı. Francis karşısında ince ve güçsüz kalınca maçı sadece 1 şut kaçırarak 28 sayı ile bitirdi. Yanına  10 ribaund, 2 asist 2 top çalma ve 1 de blok ekleyince kusursuz bir maç izlememizi sağladı.

Peki Olin Edirne nasıl geri döndü. Bir kere çok iyi çalışmış setleri var. Barış ve Francis defalarca aynı pick and roll oyununu oynadılar. Buna çözüm üretemedik. Hücum tarafında fark 17’ye çıktıktan sonra Batista’yı içeride beslemeyi bıraktık ve dış oyuncularımız kendi istatistiklerini yükseltme çabasına girdiler. Maçın sonuna kadar rakip bizi uyuta uyuta yaklaştı ve son hücumda maçı kazandıracak boş üçlüğü de buldu; ancak sokamadı. Hücum ribaundu sonrası Washington faulu aldı ve maçı uzatmalara götürdü. Son çeyrek skoru 26-11 konuk takım lehineyken bizim sadece 2.6 saniye kala bir mola almamız ve maçı bir mola eksik bitirmemiz yaptığımız önemli hataydı. Ufuk Sarıca bu maçla beraber cezasını bitirmiş oluyor ve kenarda iyi ve tecrübeli bir koç olmasının önemini bugün daha da iyi anlıyoruz.

Uzatma bölümünde sadece 2 sayı yemiş olsak da bu bizim iyi savunma yapmamızdan değil rakibin oyuncu kurucusu Barış’ın 5 faul alması ve takımın buna rağmen bulduğu boş şutları sokamamasındandı.

Sonuç olarak kazanmayı beklediğimiz ve kazanmak zorunda olduğumuz bir maçı kazasız belasız 93-85 ile kazandık.

Haftaya Mersin BŞB maçını bu şekilde atlatıp Anadolu Efes maçına konsantre olmalıyız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder