Doksanların sonu ya da iki binlerin başı… Atatürk Spor
Salonu’ndayız. Rakip yanlış hatırlamıyorsam Türk Telekom. Yine taraftan ilk
dakikadan itibaren Murat Evliyaoğlu’na takmış durumda. Hep bir ağızdan “Aptal
Murat” diye bağırıyorlar. Murat isyanlarda, koşarak hakemin yanına gidip
seyircileri gösteriyor “Bana aptal diyorlar” diye şikayet edip hakemden anons
yaptırıp müdahale etmesini istiyorum. Hakem Murat’ı tersliyor “Aptal hakaret
değil ki ben ne yapayim?” Murat da kös kös sahadaki yerini alıyor. O maçın
hakemi Mehmet Keseratar. Evet evet, bugünkü maçta taraftar aptal diye bağırdı
diye 2 kere anons yaptıran aynı hakem. Fark ne? Fark bana kalırsa şu: Bir
sonraki iç saha maçımız Anadolu Efes karşısında. Peki bir soru daha, ligin ilk
yarısında adeta doğrandığımız Anadolu Efes maçının hakemi kim? Yok artık,
tesadüfün bu kadarı, o da Mehmet Keseratar. Bu konuyla ilgili yorumlarım bu
kadar.
Gelelim “Akıllı Barış”a… Bizim Barış Hersek’ten
bahsedeceğim. Belki ribaundlara beklenen ölçüde katkı vermedi; ama yaptığı
savunma çok iyiydi. Sahaya yüreğıni koydu. 3 top çaldı, Tapoutos’u canından
bezdirdi. Hücumda çok çok akılli oynadı. Sadece doğru ve kendisinin
atabileceğine güvendiği atışları kullandı. Sonuçta da 18 sayı buldu ki bu sezon
ligde attığı en fazla sayı 11’di. Dixon’ın ortadan kaybolduğü maçta ekstra
sorumluluğu almış oldu.
Gelelim Soner’e. Bir oyuncuya yetenekleri sınırlı olduğu
için kızmayı doğru bulmuyorum. Eğer sizin takımınız için yeterli değilse
transfer etmezsiniz ya da yollarsınız. Ama bir oyun kurucu da %34,2 ile 2
sayılık, %27,7 ile üç sayılık atış kullanmamalı. Hele %43,7 ile serbest atış
hiç atmamalı. Ligin ilk maçında Olin Edirne yine Soner’i şut atması için
yüreklendirmişti; ancak Soner o maçta 3/4 üçlük isabetiyle hesapları altüst
etmişti. Bugün de savunmada sanki yanlışlıkla yapıyorlarmış gibi basketbolun
ilk savunma oğretilerinden biri olan top tarafından yardım getirmeme kuralını
yok sayarak Soner’in Batista’ya indirdiği her topta Soner’in tarafından yardıma
geldiler ve sonuç olarak Batista mecburen topu Soner’e geri çıkardı. Sonuç
1/4 üçlük 0/3 ikilik. Esasında savunma tarafında çok gayretli, bugün özellikle
hücum ribaundlarına da çok iyi katkı verdi; ama daha akıllı kararlar vermesi
gerekiyor.
Iki takımda Darius Washington ve Bobby Dixon çok kötü üçlük
yüzdeleri ile maçı bitirdi. Onlara Barış
Güven ve Can Altıntığ’ın kötü üçlük yüzdeleri eklenti. Esasında Darius
Washington pota altına her hareketlendiğinde takımımıza sorun çıkardi. Zaten bu
sayede maçı da 25 sayı ile bitirdi.
Maçın en iyi oyuncusu ise hiç tartışmasız bir şekilde
Güneşin Oğlu Esteban Batista’ydı. Francis karşısında ince ve güçsüz kalınca
maçı sadece 1 şut kaçırarak 28 sayı ile bitirdi. Yanına 10 ribaund, 2 asist 2 top çalma ve 1 de blok
ekleyince kusursuz bir maç izlememizi sağladı.
Peki Olin Edirne nasıl geri döndü. Bir kere çok iyi çalışmış
setleri var. Barış ve Francis defalarca aynı pick and roll oyununu oynadılar.
Buna çözüm üretemedik. Hücum tarafında fark 17’ye çıktıktan sonra Batista’yı
içeride beslemeyi bıraktık ve dış oyuncularımız kendi istatistiklerini
yükseltme çabasına girdiler. Maçın sonuna kadar rakip bizi uyuta uyuta yaklaştı
ve son hücumda maçı kazandıracak boş üçlüğü de buldu; ancak sokamadı. Hücum
ribaundu sonrası Washington faulu aldı ve maçı uzatmalara götürdü. Son çeyrek
skoru 26-11 konuk takım lehineyken bizim sadece 2.6 saniye kala bir mola
almamız ve maçı bir mola eksik bitirmemiz yaptığımız önemli hataydı. Ufuk
Sarıca bu maçla beraber cezasını bitirmiş oluyor ve kenarda iyi ve tecrübeli
bir koç olmasının önemini bugün daha da iyi anlıyoruz.
Uzatma bölümünde sadece 2 sayı yemiş olsak da bu bizim iyi
savunma yapmamızdan değil rakibin oyuncu kurucusu Barış’ın 5 faul alması ve
takımın buna rağmen bulduğu boş şutları sokamamasındandı.
Sonuç olarak kazanmayı beklediğimiz ve kazanmak zorunda
olduğumuz bir maçı kazasız belasız 93-85 ile kazandık.
Haftaya Mersin BŞB maçını bu şekilde atlatıp Anadolu Efes
maçına konsantre olmalıyız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder