27 Kasım 2013 Çarşamba

Iyi Geldi


Merhaba, 
Cok daha kolay olması gereken bir maçı ciddiyet problemleri sebebiyle zora soktuk. Euro Cup, Euro Challenge’a benzemiyor. Geçen sene daha iyi olduğumuz takımlar karşısında farkı açtığımızda geri dönmek için ne güçleri ne de motivasyonlari oluyordu. Bu sene daha mücadeleci bir kupada oynadığımızı zihnen kabul etmek zorundayız.

Ilk çeyreği 10 sayı farkla önde kapatınca herkes maçın bittiğini sandı. Durum böyle olunca Ploiesti geri geldi. Takım uyandı ve ilk yarıyı 7 sayı farkla önde bitirdik. Iyi hücum edemediğimiz bir devrede Batista ve Dixon’in iyi oyunlarıyla hak ettiğimizden daha fazla sayı bulduk. Batista rakip potanın altında çocukların maçına dalmış amca gibi her seken topu topladı. Kafasına göre attı tuttu, çok da faydalı oldu. Maç boyunca 5 hücum ribaundu aldı ki bu tip maçlarda hücum ribaundları rakibin canını çok yakar.

Ikinci yarının başında rakip yine geri gelme iradesini ortaya koydu ve daha biz 6 sayı atabilmişken bizi yakaladı. Bu arada maçın temposu iyiden iyiye düşmüştü ve taraftar maçın içinde değildi. Sonra Ufuk Sarıca ortaya çıktı. Ortada sayılabilecek bir düdükte bilinçli olarak teknif faul alarak ortamı gerdi ve herkes uyandı. Kaybettiği bir sayıdan çok daha fazlasını elde etti.
52-52 olduktan sonra taraftar da takım da hareketlendi, ama bu noktada bir kişiye ekstra övgü düzmek gerekiyor. Mutlu Demir maçın kırılma anlarında mücadelesi ve yüreğiyle çok büyük katkı verdi. Maçı da 13 sayıyla ve 5'te 5 iki sayılık performansıyla bitirdi.

Son çeyreğe 64-64 luk beraberlikle girildikten sonra dirilen takımımız kalite farkını ortaya koyarak farkı 10 sayıya kadar açtı.  Son bir dakika kala 10 sayı önde takımımız ve taraftar yine maçı kazandığını sandi ve yine yanıldı. Eğer bu bölümde başta 10’da 10 ile serbest atış atan Barış Hersek olmak üzere takım olarak biraz daha sallansak maçı kaybedebilirdik ve inanın bunun telafisi olmazdı.  Taraf ve takım olarak son ana kadar maçın içinde olmaya devam etmeliyiz.

Diğer oyunculara göz atmak gerekirse:

Diebler belli ki yorulmuş, bu maçı da kendine dinlenme maçı olarak seçmiş. Hemen maçın başında iki faul yaptı ve kenara geldi. Son çeyreğe kadar sadece faul yapti ve 0 sayı attı. Son çeyrekte oyuna girdi 2 tane kritik üçlük sokup bir asist yapti, sonra gönlünce beşleyip benchteki yerini aldı.
Diebler faul problemine girince onun dakikaları haliyle İnanç’a gitti, ancak yine sahada fazla bir şey ürettiğini söyleyemeyiz.
Yunus Emre’nin dakikaları gittikçe artıyor ve özellikle savunmada iyi katkı veriyor. Kısa oyuncu olarak oyunun her alanında var olmaya çalışıyor.

Can kritik anlarda aldığı sorumluluk ve dağıttığı paslarla çok da etkili olmadığı bir maçta fayda sağlamayı başardı.

Leo fena olmayan bir ilk yarıdan sonra savunma ve hücumdaki vurdumduymazlığı ile koçu delirtti ve ikinci yarının büyük kısmını kenardan izledi. Barış da iyi katkı verince kendisine hiç gerek kalmadı.

Soner bildiğiniz gibi, yine denediği şut hiçbir şeye değmedi.

Bu galibiyet bize iyi geldi. Takım en azından kazanma alışkanlığına tekrar sahip olmak adına bir adım atmış oldu. Birkaç maçtir sallanan Dixon’ın performansı da hepimiziin moralini düzeltti.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder