Basketbol çok sayıda spordan farklı olarak sürekli aktif alanın içerisinde olduğunuz, çok fazla dinlenme şansınızın olmadığı bir spor dalı. Oyunun içerisinde sürekli olarak konsantrasyonuzu yüksek tutmalı ve fiziksel olarak hazır olmalısınız.
Ayrıca iyi basketbol oynamak için hırs dışında iki ana faktöre ihtiyacınız var. Zeka ve yetenek. Bunlardan en az bir tanesinde ortalamanın üzerinde değilseniz Pınar Karşıyaka ayarında bir takımda var olmanız tamamen tesadüftür. Eğer bunların ikisine birden üst düzeyde sahipseniz bu bütçeyle Pınar Karşıyaka’da oynamanız yönetim başarısıdır.
Takımımızda her tipte oyuncu var: Zekası düşük yeteneği yüksek, zekası yüksek yeteneği düşük, zekası ve yeteneği yüksek, zekası ve yeteneği düşük… Bu dört kategoride de oyuncu barındırıyoruz. İşin ilginç tarafı dört kategoriye de herkes aynı oyuncuları oturtuyor.
Hem yeteneği hem zekası düşük oyunculardan kurtulup en az bir özelliği olan oyuncu adedimizi artırabilir ve sürekliliği sağlayabilirsek bu klubün bir gün Euroleague oynaması kaçınılmaz. Bunu hep birlikte göreceğiz, yeter ki doğru planlamayı yapmaya devam edelim.
Maç özelinde konuşacak fazla bir şey yok. Maçı yaklaşık 250 Karşıyaka taraftarıyla birlikte izledik. Takımların elele Atatürk’ü anan bir pankartla çıkmaları çok anlamlıydı. İki taraftar grubu da birbirini alkışladı. Sonradan maça giren bir grup Aliağa Petkim taraftarı bu ortamı bozdu. Bizim taraftarımız da bir sure bu gruba uysa da sonradan kendine gelip maça odaklandı.
Aliağa Petkim Hakan Demir’in gitmesinden sonar çok dağınık bir görüntü sergiledi. Hem oyuncular hem kenar yönetim çok gergindi. Hakemlerin iki taraf adına çaldığı ve çalmadığı düdükler Aliağa Petkim kenar yönetimini ve oyuncularını oyundan çok çabuk düşürdü.
Esteban Batista’nın karşısında önce Bora, sonra Bora faul problemine girince Ali durmaya çalıştı. İkisi de başarılı olamayınca Batista ilk yarı bitmeden 13 sayıya ulaştı, maçı da 19 sayıyla bitirerek en skorer ismimiz oldu.
Batista’dan sonra 17 sayıyla Dixon, Leo ve Barış geldi. Burada dikkat çekmek gereken bir nokta var. Leo Lyons iyi scout ekibi olmayan takımların rahatlıkla gözdesi olabilecek bir oyuncu. Fark 20 sayıya çıkana kadar hiç ortada görünmeyip maç koptuktan sonra bir anda 17 sayıya ulaştı. Yani 17 sayı atmasına rağmen günün kötü isimlerinden birisiydi.
Dixon özellikle ilk yarıda pek ortada görünmese de asistleriyle fark yarattı ve 9 asist ile double double’ın kıyısından döndü. Barış Hersek sürekli doğru şut seçimleri yapmaya devam ediyor. Beklentimin çok üzerinde bir katkı sağlıyor. Sezon sonuna kadar böyle devam edeceğini düşünüyorum.
Diebler ilk çeyrekte birkaç kere oyuncusunu kaçırınca çok ciddi bir fırça yedi ve bu sayede İnanç 15 dakikanın üzerinde süre buldu. İnanç yine isteksizdi ve hiç konsantre değildi.
Yunus ilk defa bir resmi maça ilk 5’te başladı ve 20 dakikanın üzerinde süre aldı. Biraz daha kendini geliştirmeye ihtiyacı var; ancak uzun vadede başarılı olacağını düşünüyorum.
Belki haddime değil ama maç 25 sayı olmuşken oyuncuların biraz gevşemesine izin vermek gerekebilir. Sezon çok uzun ve sezonun sonunda oyuncuları fiziksel yorgunluktan çok mental yorgunluğun etkileyecektir. Kopmuş maçta bir top savunma yapılmadı diye ortalığı yakmak bana aşırı tepki vermek gibi geliyor. Yine de muhtemelen koç en iyisini biliyordur.
Sonuç olarak koçun kafasındaki plan tuttu. İlk çeyrekte sert savunma ve açılan fark. İkinci çeyrekte dağılan Aliağa Petkim ve rölantide giden ikinci yarı.
Şimdi önümüzde Hapoel Jerusalem maçı var. Böyle devam edecek ve hedeflerimizi bir bir gerçekleştireceğiz.
Son olarak: Fikirler Ölmez!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder